• DOLAR TL
  • EURO TL
  • Altın TL
TALİP GİRGİN Kıyı ve tekne organizasyonları yıl boyu: İstanbul, İzmir, Antalya, Adana, Ankara, Kırklareli, Çanakkale VS, illerde Devam edecektir... Lütfen takip ediniz... izmir escort izmir escort warez tema betboo meritroyalbet giriş casinomaxi giriş casinomaxi cratosslot betebet vdcasino Cratosslot Giriş Sekabet Pulibet Giriş

ABD ve Avrupa nükleer santral yapımından vazgeçmemiştir. Çünkü?

Ben Aşığım!

M.TALİP GİRGİN

M.TALİP GİRGİN

E-Posta : talipgirgin@ulusalhaberciler.com

Akdeniz de düzenlenen bir panele katılmak için gittim.  Ben de diğer misafirler gibi bize tahsis edilen otele yerleşip, yorucu geçen günün sonunda akşam yemeğini yemek için otelin yemekhanesine indim. Tabilot usulü porselen tabaklara yemeğimi alıp masaya oturdum.

Altı kişilik masada ben ile birlikte üç kişiydik. Sağımdaki boş sandalyenin diğer yanında oturan orta yaşlı bir hanımefendi ve tam karşımda oturan daha önce hiç tanımadığım yetmişli yaşlarda ton ton bir ihtiyar vardı. Onlarda benim gibi akşam yemeğini yiyorlardı.

Ana menüdeki sıcak yemeğimi öyle iştahlı yemiştim ki (yapan ustanın ellerine sağlık) tabakta dağınık duran bir kaşık kadar yemeği ziyan etmeden kaşığımın ucuyla bir araya topluyordum. Aynı yemekten bir kepçe daha tabağıma konurken, istem dışı bir hareketle kepçeyi tutan elin bileğinden tuttum.

“Bu kadar yeter, biraz fazla oldu” diyecek oldum. Yemeği döken kişinin yüzüne öylesine samimi bir tebessüm ile baktım.

İşte ne olduysa o an oldu!

Hissedilen elektriklenme şimşek gibi çaktı, yıldırım oldu gönlüme aşk olarak düştü!

Cümle, ağzımdan heceleyerek çıkmıştı.

Bana bakan dünya güzeli bir çift göz. Sanki gezegenler arasında yolculuk yapan ruhani bir melek.  Tebessümün en güzelini en tatlısını o da bana yapmıştı.

Elindeki kepçeyi diğer eline alıp servis arabasının üzerindeki porselen tencerenin içine koydu ve ters eliyle masada duran çatalımı alıp döktüğü yemeğin fazlalığını gözlerimin içine bakarak yemeğe başladı! Sağ bileği benim sol elimin tutsağı olmuştu.

Denize düşen adamın can simidine tutunması gibi bir şeydi bu. Gözlerimi tatlı meleğin gözlerinden ayırmadan içinde bulunduğumuz zamandan kopmuş, evrende derin bir yolculuğa çıkmıştım!

“Öhö öhö ” dedi karşımdaki ihtiyar…

Beni bu tatlı rüyadan uyandıran ihtiyara gönül koydum ve mahcup mahcup elini tuttuğum melek’ten özür dileyerek elimi hızla geri çektim.

Melek, son çataldaki yemeği benim ağzıma uzatıp “benim için sakıncası yok canım” dedi. Ben yemeği şaşkınlıkla ağzımda çevirirken, melek gülümseyerek yanımdan uzaklaştı.

Öhö Öhö diyen ihtiyar “siz panel için buradasınız değil mi?” diye sordu “evet efendim” dedim. Dedim demesine ama gözlerim halen giden meleğin izindeydi.

“Peki, sizin konunuz ne?” diye tekrar sordu ihtiyar.

Benim konum… eeee benim konum… eee benim konum…

( Allah kahretsin benim konum neydi yahu)

Bir sandalye sonrası sağımda oturan Hanımefendi “Bunun adına aşk derler” dedi! Bir saliselik duraklamadan sonra masada koalisyon oluşturan bir kahkaha tufanı koptu.

Sonra hep birlikte derin bir sessizliğe gömüldük.

Ertesi sabah panelin yapılacağı toplantı salonunun en ön protokol sırasına oturdum. Saat on sularında Moderatör tarafından panel açılış konuşması yapıldı. Sırasıyla akademisyenler, bilim adamları uzmanlar Akdeniz’in azalan balık türleri, bozulan veya tahrip edilen refis alanları, işgal edilen, talan edilen, beton bloklarla çevrilen kıyıların sorunları, kaçak yapılaşma vs. Konularını tek tek işlediler.

Moderatör konuşmacı olarak adımı anons yaptığında heyecandan kalbim duracak gibi oldu. Ayaklarım titriyordu. Bilgisayar ve projeksiyon bağlantısının olduğu beyaz örtülü masanın başına bir görevli arkadaşımızın yardımı ile bir zor bela gelebildim.

Panele katılan onlarca, yüzlerce insan benim konuşmamı bekliyordu.

Sevgili arkadaşlar hepiniz hoş geldiniz…

Burada benim konum eeee

Burada benim konum eeee

Yani şimdi ben size eeee

Yani sunmak istediğim konu eee

Yine kalabalığın içinden “BUNUN ADINA AŞK DERLER” diye bir ses geldi,

Bir ihtiyar’ da “KESİNLİKLE” Diye cevap verdi.

Evet, sevgili akademisyenler, bilim adamları, uzmanlar ve paydaşlar…

Ben aşığım!

Bu öyle bir aşk ki, doğayı kirleten üzerine basılmış küçük bir sigara izmariti dahi beni rahatsız eder.

Bu öyle bir aşk ki, genellikle görünmez, sinsi, kötü niyetli hayalet insanlarla mücadele aşkıdır!

Bu öyle bir aşk ki, doğaya zarar verebilmek için adeta el ele vermiş, sözleşmiş, aynı safta yer alan devlet düşmanı insanlara karşı zafer kazanma aşkıdır!

Bu öyle bir aşk ki, çıkarılan ve hatta yetersiz kalan yasaların uyulması için sabah akşam mecnun gibi söylemekten, anlatmaktan, yazmaktan bıkmayan, usanmayan; onların, yani menfaatleri için çalıştığımız insanların, cahilce saldırılarına, iftiralarına, küfürlerine rağmen, direnme aşkıdır!

Bu öyle bir aşk ki, kanına haram bulaşmış insanların, devletine ve haklarını yediği kendi insanlarına karşı yaptıkları eylemlerin yanlış olduğunu anlatırken, onları dışlamadığımızı (!) kendilerini düzeltebileceklerini ve bu çarkın içinde insanca yaşayabileceklerinin yolunu açmaya çalıştığımızı anlatmamıza ve onların ısrarla görmezden gelmelerine rağmen, öğretme aşkıdır!

Ben aşığım dostlar!

Bu vatanın her bir karış toprağına aşığım. Ormanına, gölüne, deresine, denizine ve içinde yaşayan tüm canlılarına aşığım. Varsın bizim mücadelemizde Allahtan korkmayanlar, adaletten çekinmeyenler, İster Akdeniz’de, İster Ege, Marmara ve Karadeniz’de bizleri ÖCÜ olarak görsünler!

Bu panelden çıkan sonuç ne olursa olsun hedef kitle için bir şey ifade etmeyecektir! Çünkü onlar okumayı sevmez. Çünkü onlar dinlemesini bilmez! Çünkü onlar kaderlerini kendileri, bazı uyanıklara altın tepside sunan zavallı cahillerdir!

Bakın size doğayı seven, onlarcası, yüzlercesi bir araya gelmiş güzel insanların yaptıkları ses getirici eylemlerden bir sunum hazırladım ve onu size takdim ediyorum.

Hazırladığım sunumu bilgisayarda açıp projeksiyon vasıtasıyla beyaz perdeye aktardım. Bizzat içinde bulunduğum kareleri burada toplanmış aynı mücadelenin içinde olan güzel insanlara sundum.

Sunum bittiğinde koca salonda herkes beni alkışlıyordu…

Bu salonda bulunan doğa aşığı insanların ilgisi karşısında utandım, mahcup oldum.

Ve son konuşmacı olarak görevimi yapmış olmanın huzuru içindeydim.

İlk defa çıktığım kürsüde başarılı olmam büyük bir şanstı!

Tam böyle düşünürken salon kapısı kendiliğinden açıldı. Dışarıdaki güneş ışığı gözüme geldi. Geçici olarak kör olmuştum. Güneş ışıkları arasından bir karaltının bana el sallayıp salonu terk ettiğini gördüm.

Hızla peşinden gittim ama kimseyi göremedim…

Dün akşam, akşam yemeğindeki masa arkadaşlarım hemen arkamda belirdiler.

Ve ikisi birden o senin şans meleğindi dediler.

Ve onlarda sessizce kaybolup gittiler.

Şans meleği her zaman yanımızda olmayabilir ama biz bu mücadeleden hiçbir zaman vaz geçmeyeceğiz. Çünkü bizim yaşadığımız topraklar bizim için şansın ta kendisidir.

Bunun içindir ki bu toprakların ve masum insanların hakkının korunmasını şansa bırakamayız!

Cesur ve dürüst insanlara her zaman bu mücadele de ihtiyacımız vardır.

Düşünme, işi şansa bırakma sende gel.

                                                                                                                             M.Talip Girgin

 

   

    

İzlenme: 930 Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

Tüm Yorumlar
  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR

ÇOK OKUNANLAR

Listelenecek kayıt bulunamadı

KIRKLARELİ - HAVA DURUMU

KIRKLARELI

FOTO GALERİ

VİDEO GALERİ